Anasayfa » İlk Erasmus+ Projenizi Yazmaya Hazır mısınız?

İlk Erasmus+ Projenizi Yazmaya Hazır mısınız?

5

Erasmus+ Yolculuğuna Başlamak İçin Adım Adım Yol Haritası

Erasmus+ yazı dizimizin ilk yazısında çok temel bir soruyla başlamıştık:

Erasmus+ nedir?

Sonraki yazılarda proje türlerini, proje fikrinin nasıl ortaya çıktığını, ortaklık yapısını, KA1 ve KA2 projelerini, eTwinning ile Erasmus+ arasındaki ilişkiyi ve proje hazırlarken yapılan yaygın hataları ele aldık. Artık serinin sonuna geldik. Şimdi belki de en önemli soruyu sormanın zamanı:

İlk Erasmus+ projenizi yazmaya hazır mısınız?

Erasmus+’ı yeni öğrenen biri için proje hazırlamak başlangıçta oldukça karmaşık görünebilir. KA1-KA2, KA122, KA210, KA220, SCH-VET-ADU-YOU, ihtiyaç analizi, hedefler, hareketlilikler, ortaklar, yaygınlaştırma, etki, sürdürülebilirlik…

Bütün bu kavramlarla aynı anda karşılaşınca insanın nereden başlayacağını bilememesi oldukça doğal. Ancak Erasmus+ projesi hazırlamak, başvuru formunu açıp soruları cevaplamaya çalışmakla başlamaz. Başlangıç noktası çok daha basittir:

Kurumunuzu tanımak ve çözmek istediğiniz gerçek bir ihtiyacı belirlemek.

Bu son yazımızda şimdiye kadar öğrendiklerimizi bir araya getirerek ilk Erasmus+ projesini hazırlamak isteyen bir öğretmenin nasıl bir yol izleyebileceğine bakalım.


1. Önce Proje Yazmayı Değil, Kurumunuzu Düşünün

Erasmus+’a yeni başlayanların yaptığı ilk şeylerden biri proje konusu aramaktır.

  • “Yapay zekâ projesi yapalım.”
  • “STEM olabilir.”
  • “Çevre projesi hazırlayalım.”
  • “Dijitalleşme şu anda popüler.”

Oysa başlangıç noktası bunlar olmamalıdır. İlk soru şudur:

Kurumumuzun hangi konuda gelişmeye ihtiyacı var?

Örneğin okulunuzda;

  • öğrencilerin dijital becerileri yeterince gelişmemiş olabilir,
  • öğretmenlerin yapay zekâ araçlarını eğitimde kullanma deneyimleri sınırlı olabilir,
  • yabancı dil öğretiminde yeni yöntemlere ihtiyaç duyulabilir,
  • STEM çalışmalarının derslere entegrasyonu yetersiz olabilir,
  • dezavantajlı öğrencilerin eğitim süreçlerine katılımında sorunlar yaşanabilir,
  • çevre ve sürdürülebilirlik konusunda okul kültürü yeterince gelişmemiş olabilir,
  • öğrencilerin Avrupa vatandaşlığı konusunda farkındalıkları düşük olabilir.

İşte proje fikrinin ilk tohumu burada ortaya çıkar. Çünkü güçlü bir Erasmus+ projesinin başlangıcında çoğu zaman gerçek bir ihtiyaç vardır.


2. İhtiyacın Gerçekten Var Olduğunu Gösterin

Bir problemi fark etmek önemlidir. Ancak proje hazırlarken bir sonraki soru şudur:

Bu problemin gerçekten var olduğunu nasıl biliyoruz?

“Öğrencilerimizin dijital becerileri düşük.” demek tek başına yeterli değildir. Bunun bir dayanağının olması gerekir. Bu nedenle proje yazmaya başlamadan önce okulun mevcut durumunu incelemek oldukça değerlidir. Bunun için;

  • öğrenci anketleri,
  • öğretmen anketleri,
  • veli görüşleri,
  • akademik başarı verileri,
  • gözlemler,
  • okul öz değerlendirme çalışmaları,
  • stratejik plan,
  • toplantı tutanakları,
  • rehberlik servisi verileri

gibi farklı kaynaklardan yararlanılabilir. Örneğin 100 öğrenciyle yapılan bir ankette öğrencilerin büyük bölümünün yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin doğruluğunu kontrol etmeden kullandığı görülmüşse, artık elimizde yalnızca bir düşünce değil, veriye dayanan bir ihtiyaç vardır. Bu da projenin temelini güçlendirir.


3. İhtiyacı Proje Fikrine Dönüştürün

Problemi belirledik. Verilerle destekledik. Şimdi sıra çözüm üzerinde düşünmeye geliyor. Burada hemen faaliyet planlamaya geçmek yerine şu soruyu sormak daha yararlıdır:

Bu problemi Erasmus+ aracılığıyla nasıl çözebiliriz?

Örneğin ihtiyaç analizinde öğrencilerin yapay zekâyı bilinçsiz kullandıkları ortaya çıktıysa proje fikri; “Yapay zekâ projesi yapmak”olmamalıdır.

Bunun yerine;

öğrencilerin yapay zekâ okuryazarlığını, eleştirel düşünme becerilerini ve güvenli yapay zekâ kullanımını geliştirmek

gibi daha belirgin bir yön ortaya çıkabilir. Artık elimizde bir konu değil, çözüm üretmeye başlayan bir proje fikri vardır.


4. Doğru Erasmus+ Alanını Belirleyin

Proje fikri ortaya çıktıktan sonra hangi Erasmus+ alanında ilerleyeceğimizi düşünmemiz gerekir. Önceki yazılarımızda;

SCH – Okul Eğitimi

VET – Mesleki Eğitim

ADU – Yetişkin Eğitimi

YOU – Gençlik

alanlarından bahsetmiştik. Bir okulda çalışıyor olmak, her fikrin otomatik olarak aynı Erasmus+ alanına ait olduğu anlamına gelmez. Özellikle meslek liselerinde bu ayrım önemlidir.

Okul gelişimi, genel öğretmen yeterlilikleri, kapsayıcılık veya okul eğitimi bağlamındaki dijital dönüşüm gibi konular SCH kapsamında değerlendirilebilirken; öğrencilerin mesleki yeterlilikleri, sektör deneyimleri ve işletmelerde öğrenme gibi çalışmalar VET alanıyla daha yakından ilişkilidir Bu nedenle;

“Biz hangi okul türüyüz?”

sorusunun yanında;

“Çözmeye çalıştığımız ihtiyaç hangi eğitim alanına ait?”

sorusunu da düşünmek gerekir.


5. KA1 mi, KA2 mi?

Doğru alanı belirledikten sonra proje yapısına karar vermek daha kolay hâle gelir. Serimizin önceki yazılarında bu iki yapıyı ayrıntılı olarak incelemiştik.

Basit bir ayrımla hatırlayalım.

KA1 – Hareketlilik

Okulunuzun belirlediği ihtiyaçlar doğrultusunda öğretmenlerin veya öğrencilerin farklı öğrenme deneyimleri kazanması ön plandaysa KA1 projeleri düşünülebilir. Örneğin;

  • öğretmenlerin kurslara katılması,
  • işbaşı gözlem yapması,
  • öğrencilerin grup hareketliliklerine katılması,
  • uzmanların okula davet edilmesi

gibi faaliyetler gerçekleştirilebilir.

Okul Eğitimi alanında KA122-SCH Kısa Süreli Hareketlilik Projeleri Erasmus+ deneyimi kazanmak isteyen kurumların karşılaşacağı önemli seçeneklerden biridir. Uzun vadeli Erasmus+ planları bulunan kurumlar için ise KA120-SCH Erasmus Akreditasyonu ve akredite kurumların hareketliliklerini destekleyen KA121-SCH yapısı bulunmaktadır.

KA2 – İş Birliği

Farklı ülkelerdeki kurumların ortak bir problem üzerinde birlikte çalışması ve ortak faaliyetler geliştirmesi hedefleniyorsa KA210 veya KA220 gibi iş birliği ortaklıkları gündeme gelir. Burada;

  • KA210 Küçük Ölçekli Ortaklıklar
  • KA220 İş Birliği Ortaklıkları

karşımıza çıkar. Özellikle uluslararası ortaklık deneyimini geliştirmek isteyen kurumlar açısından KA210 önemli bir başlangıç noktası olabilir.

Buradaki temel soru şudur:

Öğrenme hareketliliği mi planlıyoruz, yoksa uluslararası bir ortaklık içerisinde birlikte bir problem üzerinde mi çalışacağız?

Bu sorunun cevabı proje türünün belirlenmesini büyük ölçüde kolaylaştırır.


6. Doğru Ortakları Bulun

KA210 veya KA220 gibi ortaklık projeleri planlanıyorsa bir sonraki önemli konu ortaklardır. Burada en sık yapılan hatalardan biri, önce ülkeleri seçmektir. Şu ülke olsun, bu ülke olsun vs. Tatil yapmaya gitmiyorsak bu fikiir yanlıştır. Erasmus+ proje ortaklığı böyle kurulmaz. İyi bir ortaklıkta kurumların güçlü yönleri birbirini tamamlar.

Bir ortak STEM konusunda deneyimli olabilir. Bir başka kurum dijital eğitim materyalleri geliştirme konusunda güçlü olabilir. Başka bir ortak çevre eğitimi konusunda yıllardır çalışmalar yürütüyor olabilir. Bu noktada eTwinning deneyimleri de önemli bir avantaj sağlayabilir. Daha önce birlikte proje yürüttüğünüz ve çalışma biçimini bildiğiniz kurumlarla Erasmus+ ortaklığı geliştirmek, süreci daha sağlam bir zemine oturtabilir.


7. Hedeflerinizi Belirleyin

İhtiyaç belli. Proje fikri belli. Program türü belli.

Şimdi şu soruya cevap vermeliyiz:

Proje sonunda neyin değişmesini istiyoruz?

İşte bunun cevabı hedeflerimizi oluşturur. Ancak;

  • “Dijital becerileri artırmak.”
  • “STEM farkındalığını geliştirmek.”
  • “Çevre bilincini yükseltmek.”

gibi ifadeler oldukça geniştir. Hedef mümkün olduğunca;

  • belirli,
  • gerçekçi,
  • ölçülebilir,
  • ihtiyaçla ilişkili

olmalıdır. Çünkü proje sonunda hedefe ulaşıp ulaşmadığımızı değerlendirebilmemiz gerekir.


8. Sonra Faaliyetleri Planlayın

Buradaki sıralama çok önemlidir. Önce faaliyet, sonra hedef belirlenmez. Önce ihtiyaç belirlenir. Sonra hedef oluşturulur. Daha sonra bu hedefe ulaşmak için hangi faaliyetlerin gerekli olduğu düşünülür.

Örneğin hedefiniz öğretmenlerin yapay zekâ okuryazarlığını geliştirmekse;

  • öğretmen eğitimi,
  • uygulamalı atölyeler,
  • ders uygulamaları,
  • iyi uygulama gözlemleri,
  • ortak öğrenme senaryolarının hazırlanması

gibi faaliyetler planlanabilir. Her faaliyetin bir amacı olmalıdır. Bu nedenle her faaliyet için şu soruyu sormak oldukça faydalıdır:

“Bu faaliyeti çıkarırsak hedeflerimizden birine ulaşmamız zorlaşır mı?”

Cevap hayırsa o faaliyetin projede gerçekten gerekli olup olmadığı yeniden düşünülebilir.


9. Proje Sonunda Ne Ortaya Çıkacağını Düşünün

Bir Erasmus+ projesinin sonunda yalnızca hareketlilik fotoğrafları kalmamalıdır. Projenin niteliğine göre;

  • öğrenme senaryoları,
  • öğretmen rehberleri,
  • öğrenci etkinlikleri,
  • dijital materyaller,
  • eğitim içerikleri,
  • araştırma sonuçları,
  • iyi uygulama örnekleri,
  • dijital platformlar

gibi çıktılar ortaya çıkabilir. Ancak burada önemli bir nokta var: Çıktı üretmek için çıktı üretilmemelidir. Hazırlanan her ürün proje hedeflerine hizmet etmeli ve gerçek bir ihtiyaca cevap vermelidir.


10. Başarıyı Nasıl Ölçeceğinizi Baştan Belirleyin

Proje tamamlandığında; “Projemiz çok başarılı oldu.” demek kolaydır. Peki bunu nasıl biliyoruz? İşte ölçme ve değerlendirme burada devreye girer. Proje başlamadan önce hangi göstergelerin kullanılacağı düşünülmelidir.

Örneğin;

  • ön test ve son testler,
  • öğrenci anketleri,
  • öğretmen anketları,
  • gözlem formları,
  • rubrikler,
  • katılım verileri,
  • öğrenci ürünleri,
  • görüşmeler

kullanılabilir. Ölçme ve değerlendirme projenin sonunda hatırlanan bir bölüm olmamalıdır. Projenin başlangıcından itibaren tasarımın bir parçası olmalıdır.


11. Projenin Etkisini Düşünün

Erasmus+ projesinin etkisi yalnızca hareketliliğe katılan kişilerle sınırlı kalmamalıdır. Bir öğretmen yurt dışında kursa katıldıysa öğrendikleri okuluna nasıl yansıyacak? Bir öğrenci hareketliliğe katıldıysa bu deneyim diğer öğrencilere nasıl aktarılacak? Bir öğretmen rehberi geliştirildiyse başka öğretmenler bundan nasıl yararlanacak? Burada etkiyi farklı düzeylerde düşünebiliriz:

Bireysel etki: Öğretmen veya öğrenci ne kazandı?

Kurumsal etki: Okulda ne değişti?

Yerel etki: Çevredeki kurumlara nasıl ulaşıldı?

Daha geniş etki: Proje sonuçlarından başka eğitimciler nasıl yararlanabilir?

Bu sorular projenin gerçek değerini ortaya çıkarır.


12. Yaygınlaştırmayı En Baştan Planlayın

Proje tamamlandıktan sonra birkaç sosyal medya paylaşımı yapmak yaygınlaştırma için yeterli değildir.

Yaygınlaştırma şu soruya cevap verir:

“Ortaya çıkan bilgi, deneyim ve sonuçları kimlerle ve nasıl paylaşacağız?”

Okul web sitesi ve sosyal medya hesapları kullanılabilir.

Bunun yanında;

  • öğretmen toplantıları,
  • çalıştaylar,
  • webinarlar,
  • yerel etkinlikler,
  • eğitim platformları,
  • konferanslar,
  • proje web sitesi,
  • mesleki ağlar

gibi birçok farklı kanal düşünülebilir. Hedef kitleye göre farklı yaygınlaştırma yöntemlerinin belirlenmesi daha etkili olacaktır.


13. Proje Bittiğinde Ne Devam Edecek?

Bir Erasmus+ projesinin bitiş tarihi vardır. Ama iyi bir projenin etkisinin aynı tarihte bitmemesi beklenir. İşte burada sürdürülebilirlik kavramı devreye girer.

Örneğin;

  • hazırlanan öğrenme senaryoları derslerde kullanılmaya devam edebilir,
  • geliştirilen öğretmen eğitimleri okul içinde uygulanabilir,
  • oluşturulan dijital materyaller açık erişimde kalabilir,
  • kurulan uluslararası ortaklıklar yeni projelerle sürdürülebilir,
  • başarılı uygulamalar okulun yıllık planlarına dahil edilebilir.

Sürdürülebilirlik aslında şu soruya cevap verir:

“Hibe sona erdiğinde projeden geriye ne kalacak?”


14. Şimdi Başvuru Formunu Açabilirsiniz

İşte belki de en önemli nokta burası. Proje yazmaya başlarken ilk iş başvuru formunu açmak olmamalıdır.Çünkü şimdiye kadar konuştuğumuz;

ihtiyaç → hedef → proje türü → ortaklık → faaliyet → çıktı → değerlendirme → etki → yaygınlaştırma → sürdürülebilirlik

zinciri netleştiğinde formu doldurmak çok daha kolay hâle gelir. Başvuru formu size proje fikri vermez. Başvuru formu, geliştirdiğiniz projeyi sistemli bir şekilde anlatmanıza yardımcı olur. Bu ayrımı anlamak Erasmus+ proje yazımını ciddi ölçüde kolaylaştırır.


Peki İngilizcem Yeterli Değilse?

Erasmus+’a yeni başlayan öğretmenlerin en büyük kaygılarından biri de budur. Burada önemli olan çok süslü veya akademik bir dil kullanmak değildir. Asıl önemli olan;

ne yapmak istediğinizi açık, tutarlı ve anlaşılır biçimde anlatabilmektir.

Uzun ve karmaşık cümleler her zaman güçlü bir proje anlamına gelmez. Aksine, açık ve doğrudan anlatım çoğu zaman daha etkilidir. Günümüzde çeviri ve yapay zekâ araçları dil konusunda önemli destekler sağlayabilir. Ancak projenin fikrini, ihtiyacını ve mantığını bu araçlara bırakmak doğru değildir. Teknoloji metni geliştirmenize yardımcı olabilir.

Projeyi düşünecek olan yine sizsiniz.


Yapay Zekâ Erasmus+ Projesi Yazabilir mi?

Bu soru artık giderek daha fazla soruluyor.

Yapay zekâ;

  • fikirlerinizi düzenleyebilir,
  • metninizi geliştirebilir,
  • alternatif ifadeler önerebilir,
  • uzun metinleri özetleyebilir,
  • çeviri konusunda destek olabilir,
  • projenizdeki tutarsızlıkları fark etmenize yardımcı olabilir.

Ancak okulunuzun gerçek ihtiyacını kendiliğinden bilemez. Öğrencilerinizi tanımaz. Kurumunuzun kültürünü yaşamaz. Ortaklarınızın güçlü ve zayıf yönlerini sizin kadar değerlendiremez. Bu nedenle yapay zekâyı projenin yazarı olarak değil, proje geliştirme sürecindeki yardımcı araçlardan biri olarak görmek daha sağlıklı bir yaklaşımdır.


Değerlendirici Ne Düşünür?

Bütün bu sürecin sonunda başvurunuzu okuyacak kişinin zihninde aslında birkaç temel soru vardır:

Bu projeye gerçekten ihtiyaç var mı?

Hedefler ihtiyaçlarla ilişkili mi?

Planlanan faaliyetler hedeflere ulaşabilir mi?

Ortaklar doğru seçilmiş mi?

Proje uygulanabilir mi?

Sonuçları ölçülebilir mi?

Proje tamamlandığında gerçekten bir şey değişecek mi?

Başvurunuz bu sorulara açık ve tutarlı cevaplar verebiliyorsa doğru yoldasınız demektir.


Erasmus+ Proje Yolculuğunun Kısa Özeti

Buraya kadar anlattığımız süreci tek bir yol haritasında toplarsak:

Kurumunu tanı → İhtiyacı belirle → Verilerle doğrula → Proje fikrini geliştir → Doğru Erasmus+ alanını seç → Uygun proje türünü belirle → Gerekliyse doğru ortakları bul → Hedeflerini oluştur → Faaliyetlerini planla → Sonuçlarını ve çıktılarını belirle → Başarıyı nasıl ölçeceğini planla → Etkiyi düşün → Yaygınlaştırmayı tasarla → Sürdürülebilirliği planla → Başvuru formunu doldur.

İlk bakışta uzun bir süreç gibi görünebilir. Ancak adımlar doğru sırayla ilerlediğinde Erasmus+ proje geliştirme süreci çok daha anlaşılır hâle gelir.


Benim Dikkatimi Çeken Bir Nokta

Erasmus+’a yeni başlayan öğretmenlerle konuştuğumda sık duyduğum cümlelerden biri şu oluyor:

“Ben proje yazamam.”

Aslında çoğu öğretmen düşündüğünden çok daha fazla proje deneyimine sahip.

  • Sınıfındaki bir problemi fark eden,
  • çözüm geliştiren,
  • öğrencileriyle etkinlik planlayan,
  • sonuçları değerlendiren,
  • meslektaşlarıyla iş birliği yapan
  • bir öğretmen zaten proje düşüncesinin önemli parçalarını günlük meslek hayatında kullanıyor.

Erasmus+ ise bu düşünme biçimini daha sistemli, ölçülebilir ve uluslararası bir yapıya taşıyor. Bu nedenle ilk hedefiniz mükemmel bir Erasmus+ projesi yazmak olmamalı.

İlk hedefiniz proje mantığını anlamak olmalı. Gerisi deneyimle gelişecektir.


Erasmus+ İpucu

İlk Erasmus+ projenizi hazırlarken başvuru formundan başlamayın. Önünüze boş bir kâğıt alın ve önce şu üç soruya cevap verin:

Kurumumuzun hangi problemi var?

Bu problemin var olduğunu nasıl biliyoruz?

Erasmus+ bu problemi çözmemize nasıl yardımcı olabilir?

Bu üç soruya güçlü cevaplar verebiliyorsanız projenizin temeli oluşmaya başlamış demektir.


Sonuç: Artık Sıra Sizde

Bu yazı dizisine başlarken ilk sorumuz şuydu:

“Erasmus+ nedir?”

Dokuz yazı boyunca Erasmus+’ın yapısını, proje türlerini, proje fikrini, ortaklıkları, KA1 ve KA2 projelerini, eTwinning bağlantısını ve proje hazırlarken dikkat edilmesi gereken noktaları birlikte inceledik.

Şimdi artık sorumuz değişiyor.

“Erasmus+ nedir?” değil…

“İlk Erasmus+ projeniz ne hakkında olacak?”

Belki okulunuzdaki küçük bir sorunla başlayacak. Belki öğrencilerinizin ortaya attığı bir fikirle… Belki bir eTwinning projesinde tanıştığınız öğretmenlerle… Belki de yıllardır okulunuzda değiştirmek istediğiniz bir konuyla… Nereden başladığınızdan daha önemlisi, neden başladığınızı bilmek. Çünkü Erasmus+ yolculuğunun ilk adımı Avrupa’ya gitmek değildir.

İlk adım, kendi okulunuza bakıp “Burada neyi daha iyi hâle getirebiliriz?” diye sormaktır. Ve belki de ilk Erasmus+ projeniz tam olarak bu sorunun cevabında sizi bekliyordur.


Erasmus+ Yazı Dizisinin Sonu

10 yazı, onlarca kavram ve tek bir amaç: Erasmus+’ı ilk kez duyan bir öğretmenin “Ben nereden başlayacağım?” sorusunu, “Artık başlayabilirim.” cümlesine dönüştürmek. Şimdi sıra sizde.

Bu yazıyı yararlı buldunuz mu?
Evet1Hayır0

Yorum Bırak

İçerik Yazarı

Articulate Storyline 360 Eğitimi

Eğiteknoloji Youtube

Popüler Konular

Tavsiye Kitap

Bu web sitesinde deneyiminizi geliştirmek için çerez kullanılmaktadır. Çerez politikasını kabul edebilir veya gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Kabul Daha Fazla Oku