İki okul aynı konuda Erasmus+ projesi hazırlamaya karar verir. Her ikisinin de konusu dijital becerilerin geliştirilmesidir. İlk okul, internetten kısa sürede ortaklar bulur. Kim olduklarını çok iyi tanımazlar. Görev paylaşımı yapılmaz. İletişim daha başvuru aşamasında bile zayıftır.
Diğer okul ise ortak aramaya daha farklı yaklaşır. Önce kendi hedeflerini netleştirir. Sonra bu hedeflere gerçekten katkı sağlayabilecek kurumları araştırır. Aylar süren çevrim içi toplantılar yapılır. Birlikte küçük çalışmalar yürütülür. Projeyi yazmaya başlamadan önce birbirlerini tanımaya zaman ayırırlar.
Bir yıl sonra iki proje de tamamlanır. İlk projede bazı ortaklar faaliyetlere yeterince katılmaz. İletişim sorunları yaşanır. Planlanan bazı çalışmalar gerçekleştirilemez. İkinci projede ise ortaklar birbirlerinin güçlü yönlerinden yararlanır. Üretilen çıktılar beklenenden daha geniş kitlelere ulaşır.
İki projenin arasındaki en büyük fark bütçe değildir. Konu da değildir. Farkı oluşturan şey, doğru ortaklık yapısıdır.
Erasmus+ Projelerinde Ortaklık Neden Bu Kadar Önemlidir?
Erasmus+ projeleri, farklı ülkelerdeki kurumların ortak bir hedef doğrultusunda birlikte çalışmasını temel alır. Bu nedenle ortaklar yalnızca başvuru formunda adı geçen kurumlar değildir. Her biri, projenin planlanmasına, uygulanmasına ve sonuçlarının yaygınlaştırılmasına doğrudan katkı sağlayan ekip üyeleridir.
Her okul farklı deneyimlere sahiptir. Bir okul dijital eğitim konusunda güçlü olabilir. Bir diğeri çevre eğitimi konusunda uzun yıllardır çalışmalar yürütüyor olabilir. Başka bir kurum ise kapsayıcı eğitim veya mesleki eğitim alanında önemli deneyimlere sahip olabilir. Bu farklı deneyimler bir araya geldiğinde proje yalnızca uluslararası değil, aynı zamanda çok yönlü bir öğrenme ortamına dönüşür.
İşte Erasmus+’ın en güçlü yanlarından biri de budur. Farklı bakış açılarını aynı hedef etrafında buluşturabilmek.
Ortaklar Projeye Ne Katar?
Yeni başlayan birçok öğretmen, ortak kurumları yalnızca hareketliliklerin gerçekleştirileceği okullar olarak düşünebilir. Oysa iyi bir ortak, bundan çok daha fazlasını sağlar. Örneğin;
- bir ortak öğretmen eğitimlerinin planlanmasına liderlik edebilir.
- Bir başka ortak dijital eğitim materyallerinin hazırlanmasını üstlenebilir.
- Bir kurum değerlendirme sürecini yürütebilir.
- Başka bir ortak yaygınlaştırma faaliyetlerinde daha aktif rol alabilir.
Böylece proje boyunca görevler paylaşılır ve her kurum kendi güçlü olduğu alanda katkı sunar. Bu yaklaşım yalnızca iş yükünü azaltmaz. Aynı zamanda ortaya çıkan ürünlerin kalitesini de artırır.
Ortaklar Arasında Görev Dağılımı
Aslında başarılı projelerde ortakların birbirinden farklı güçlü yönlere sahip olması önemli bir avantajdır. Bir kurum teknoloji konusunda deneyimliyken, başka bir kurum ölçme ve değerlendirme alanında daha güçlü olabilir. Bir ortak uluslararası yaygınlaştırma konusunda öne çıkarken, diğeri öğrenci etkinliklerinin planlanmasında daha deneyimli olabilir. Önemli olan herkesin aynı işi yapması değil, birbirini tamamlayabilmesidir. Bu nedenle Erasmus+ projelerinde ortaklık, benzer kurumları bir araya getirmekten çok, farklı uzmanlıkları ortak hedef doğrultusunda buluşturmayı amaçlar.
İyi Bir Proje Ortağında Hangi Özellikler Aranmalıdır?
Peki bir kurumun iyi bir ortak olduğunu nasıl anlayabiliriz? Elbette bunun tek bir ölçüsü yoktur. Ancak başarılı ortaklıklarda dikkat çeken bazı ortak özellikler bulunur.
İyi bir proje ortağı;
- projenin hedeflerini benimser,
- düzenli iletişim kurar,
- sorumluluk almaktan kaçınmaz,
- belirlenen takvime uyar,
- görevlerini zamanında yerine getirir,
- fikir üretmeye istekli olur,
- yalnızca kendi okulunu değil, projenin genel başarısını düşünür.
Bunun yanında güven duygusu da güçlü ortaklıkların temel taşlarından biridir. Çünkü Erasmus+ projeleri çoğu zaman iki ya da üç günlük çalışmalar değil, aylar hatta yıllar süren iş birlikleridir.
Ortak Seçerken En Sık Yapılan Hatalar
Erasmus+ ile yeni tanışan kurumlarda sık karşılaşılan hatalardan biri, ortak seçiminde yalnızca ülke sayısına odaklanılmasıdır.
- “Üç ülke tamam olsun.”
- “Dört ortak yeter.”
- “Farklı ülkelerden kurum bulduk.”
Bu yaklaşım ilk bakışta yeterli gibi görünse de, projenin kalitesini artırmaya tek başına yetmez.
Asıl önemli soru şudur:
Bu ortak neden bu projede yer alıyor?
Bu kurumun hangi bilgi, deneyim veya uzmanlığı projeye katkı sağlayacak? Ortak seçiminin gerekçesi ne kadar güçlü olursa, proje de o kadar sağlam bir temele oturur.
Bir Benzetme
Bir futbol takımını düşünelim. Sahada dünyanın en iyi on bir forvet oyuncusunun yer aldığını hayal edin. İlk bakışta çok güçlü bir takım gibi görünebilir.
Ancak kaleci yoksa…
Savunma oyuncusu yoksa…
Orta saha oyunu kuramıyorsa…
Bu takımın başarılı olması oldukça zordur.
Başarılı takımlar, en ünlü oyuncuları değil; birbirini tamamlayan oyuncuları bir araya getirir.
Erasmus+ ortaklıkları da buna benzer. Her ortağın farklı bir rol üstlenmesi ve projeye kendi güçlü yönüyle katkı sağlaması, projenin başarısını artıran en önemli unsurlardan biridir.
Değerlendirici Ne Düşünür?
Bir Erasmus+ değerlendirme uzmanı başvuru dosyasını incelerken şu soruların cevaplarını görmek ister:
- Bu ortak neden seçilmiş?
- Projeye hangi uzmanlığı kazandırıyor?
- Görev dağılımı mantıklı mı?
- Ortakların katkıları birbirini tamamlıyor mu?
- Bu ortaklık, belirlenen hedeflere ulaşmak için gerçekten gerekli mi?
Eğer bu soruların cevapları proje içinde açık ve tutarlı bir şekilde yer alıyorsa, ortaklık yapısı daha güçlü görünür.
Başarılı projelerde ortaklar yalnızca isim olarak yer almaz; her biri projenin başarısında somut bir rol üstlenir.
Önemli Bir Nokta
Bazı kurumlar ortak seçerken ilk olarak ülkeye bakıyor. Oysa bence asıl bakılması gereken şey kurumun projeye katacağı değerdir. Çünkü çok deneyimli bir kurum bile, projenin hedefleriyle uyumlu değilse beklenen katkıyı sağlayamayabilir.
Buna karşılık Erasmus+’a yeni başlayan ama istekli, sorumluluk sahibi ve proje hedeflerine gerçekten inanan bir kurum çok daha değerli bir ortak olabilir. İyi ortak, en fazla proje yapan kurum değil; projenin hedeflerini birlikte gerçekleştirebileceğiniz kurumdur.
Erasmus+ İpucu
Ortak seçerken ilk sorunuz “Bu kurum hangi ülkeden?” değil, “Bu kurum projeye hangi değeri katacak?” olmalıdır. Erasmus+’ta güçlü ortaklıklar, farklı bayrakların değil, birbirini tamamlayan uzmanlıkların bir araya gelmesiyle oluşur.
Sonuç
Erasmus+ projelerinde başarı yalnızca iyi bir fikir geliştirmekle sağlanmaz. Bu fikri birlikte hayata geçirecek doğru ekibi kurmak da en az proje fikri kadar önemlidir. Doğru ortaklar, projeye yalnızca farklı ülkeler kazandırmaz; farklı bakış açıları, yeni deneyimler ve güçlü iş birlikleri de kazandırır. Bu nedenle ortak seçimi, başvuru sürecinde tamamlanması gereken teknik bir adım değil; projenin geleceğini şekillendiren stratejik bir karardır.
Başarılı projelerin arkasında çoğu zaman güçlü ortaklıklar vardır. Güçlü ortaklıkların temelinde ise güven, iletişim ve ortak hedefler bulunur.
Bir Sonraki Yazıda
Erasmus+ Projesi Yazmak Zor mu?
Birçok öğretmen Erasmus+ başvuru formunu gördüğünde “Ben bunu yazamam.” diye düşünüyor. Gerçekten proje yazmak zor mu, yoksa zor görünen şey aslında proje mantığını henüz tanımamış olmak mı? Bir sonraki yazımızda bu sorunun cevabını birlikte arayacağız ve proje yazım sürecine bakış açımızı değiştirecek önemli noktalardan bahsedeceğiz.